Arnavutluk sokaklarında yürürken başınızı yukarı kaldırdığınızda, anlam vermesi oldukça güç bir manzarayla karşılaşırsınız. Yeni bitmiş lüks bir apartmanın balkonunda ya da henüz sıvası dahi yapılmamış bir inşaatın tepesinde, boynundan iple asılmış peluş oyuncak ayılar sallanır.
Bu oyuncaklar genellikle mağaza vitrinlerindeki gibi sevimli ve temiz değildir. Yağmurun, çamurun ve güneşin altında yıllarca kaldıkları için renkleri solmuş, adeta bir korku filmi objesine dönüşmüşlerdir. Dışarıdan bakan bir yabancı için bu durum ürkütücü görünse de, yerel halk için son derece doğal bir mülkü koruma refleksidir.

Geleneğin temelinde, Balkan coğrafyasının ve Türkiye’nin en yaygın inanışlarından biri olan nazar kültürü yatar. Arnavutluk’ta “Dordolec” adı verilen bu uygulama, kötü enerjiyi ve kem gözleri evden uzak tutmak amacıyla yapılır. İnanışın çalışma prensibi tamamen dikkat dağıtmaya dayanır.
Bir insan, komşusunun yeni ve güzel evine baktığında içinde istemsizce bir haset veya aşırı hayranlık duygusu belirebilir. İşte tam o anda, gözü binanın en görünür yerinde sarkan çirkin, eski peluş ayıya takılır. İnsan gözü bu tuhaf nesneye odaklandığında, o andaki olumsuz enerji eve değil, oyuncağa akar.

İşin ilginç yanı, bu geleneğin göründüğü kadar eski olmaması, aksine modern dönemin getirdiği bir toplumsal refleks olmasıdır. Ülkede yirminci yüzyıldaki katı komünist rejim döneminde her türlü inanç ve batıl itikat tamamen yasaklanmıştı. Doksanlı yılların başında rejimin yıkılmasıyla birlikte halk yeniden mülk edinmeye ve kendi evlerini inşa etmeye başladı.
Tam da bu inşaat patlaması döneminde, eski pagan kültüründe tarlaları korumak için dikilen korkuluk geleneği, modern dünyanın ucuz peluş oyuncaklarıyla birleşerek şehirlere taşındı. Yani eski zamanların tarla korkuluğu, evlerin yeni muhafızı oldu.

Bugün Arnavutluk’un başkenti Tiran’dan en ücra dağ köylerine kadar her yerde bu asılı oyuncakları görmek mümkündür. Büyük şehirlerde yaşayan, iyi eğitim almış genç aileler bile yeni bir eve taşınırken “Ne olur ne olmaz, adet yerini bulsun” mantığıyla balkona bir oyuncak asmaktan geri durmaz.



