Seyahat

Geçmişle Geleceğin Buluştuğu Yer

Bulgaristan’ın en eski ve en güzel şehirlerinden biri olan ve birçok Osmanlı yapısına ev sahipliği yapan Filibe (Plovdiv), bana kendimi zaman makinesindeymiş gibi hissettirdi. Çünkü burada yüzlerce yıllık geçmişe sahip birçok yapı var. Onlardan biri de şehrin ortasında, gökyüzüne doğru yükselen devasa kubbeleriyle hemen dikkat çeken, Osmanlı döneminden günümüze kadar ayakta kalmayı başarmış olan tarihi […]

İşkodra Gölü’nün Ortasında Bir Taş Yığını: Grmožur

Karadağ ve Arnavutluk’un arasında yer alan İşkodra Gölü’nün ortasında, suyun üstünde sakince duran küçücük bir ada var. Yerel halkın “Yılan Adası” dediği, tarihin ise “Karadağ’ın Alcatraz’ı” diye anmayı seçtiği yerin gerçek adı: Grmožur. 1840’larda Osmanlı İmparatorluğu burayı bir karakol olarak inşa ettiğinde, muhtemelen kimse daha sonradan buranın korkunç bir yere dönüşeceğini tahmin etmiyordu. Çünkü adanın

Şar Dağları’nın Nazlı İncisi Prizren

Minarelerin Gölgesinde Bir Hayat, Köprülerin Üstünde Bir Hikâye… Bir Osmanlı Rumeli şehri olarak anılsa da Prizren yalnızca Osmanlı mirasıyla sınırlı değil; antik çağlardan itibaren birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, çok katmanlı bir tarihi içinde barındırıyor. Doğu Roma döneminden günümüze kadar ulaşan kalesi, şehri iki eşit parçaya bölen taş köprüsü, Arnavut kaldırımlı dar sokakları, tüm dinlere

Tepe mi Piramit mi?

Bosna-Hersek’in sakin kasabası Visoko, 2005 yılına kadar kendi halinde bir yerdi. Ta ki Semir Osmanagić ortaya çıkıp “Burada dünyanın en büyük ve en eski piramidi var.” diyene kadar… O günden sonra kasabanın üzerindeki büyük tepeye artık kimse sıradan bir tepeye bakar gibi bakmamaya başladı. Gerçekten de bu tepe görünüşüyle insanın aklını karıştırıyor: Kenarlar neredeyse pusulanın

Karadağ’da Dağların Arasında Unutulan Demiryolu: Zelenika

Karadağ denince çoğumuzun aklına ilk olarak masmavi deniz, Kotor’un dar taş sokakları ya da Budva’nın kalabalık plajları gelir. Ama biraz yön değiştirip kıyıdan uzaklaştığınızda, dağların arasına doğru ilerlediğinizde bambaşka bir Karadağ’la karşılaşırsınız. İşte tam burada, çok az kişinin bildiği bir hikaye başlar: Zelenika Demiryolu’nun hikayesi. 1900’lerin başına gidelim. O zamanlar Karadağ bugünkü gibi küçük ve

Üsküp Tren Garı ve 05.17’de Duran Saatin Hikâyesi

Geçen yıl Üsküp’e gittiğimde şehir merkezinde dolaşırken Üsküp Tren Garı’nın eski binasına denk geldim. Bu binanın Üsküp’teki diğer binalardan farklı olarak hiç restore edilmediğini ve saatinin de çalışmadığını fark ettim. Saat 05.17’de durmuştu. Peki ama neden? Binanın dış cephesinde çatlaklar ve kırık kısımlar net şekilde görülüyor. En dikkat çeken detay ise yukarıdaki saat. Saat 05.17’de

Tuna’nın Altındaki 16 Kilometrelik Labirent: Petrovaradin Dehlizi

İstanbul’un yer altını bir ağ gibi saran gizemli dehlizler, Novi Sad’daki Petrovaradin Kalesi’nin altında da var. Turistler yukarıda fotoğraf çekilirken, ayaklarının tam 16 kilometre altına kadar uzanan devasa bir labirent dünyası uzanıyor. Bu yer altı sistemi, 1760’larda Avusturya-Macaristan İmparatorluğu döneminde inşa edilmiş. O zamanlar sadece bir sığınak olarak düşünülse de aslında dönemin en iyi mühendislik

Hırvatistan’daki Hayalet Oteller: Adriyatik Kıyılarının Terk Edilmiş Mekanları

Hırvatistan’ın Adriyatik kıyılarında gezerken ilginç bir manzarayla karşılaşıyorsunuz. Bir yanda tertemiz deniz ve tatil yapan insanlar, diğer yanda ise terk edilmiş, camları kırılmış kocaman oteller. Bu oteller aslında eskiden çok popülermiş. Özellikle 1960–1980 yılları arasında, Yugoslavya döneminde, burası en gözde tatil bölgelerinden biriymiş. İnsanlar yaz tatili için buraya gelir, denize girer, otellerde konaklarmış. Yani buralar

Tiran’da Yer Altına Yolculuk: Bunk’Art 1 Müzesi

Geçen yaz yaptığım Balkan turu kapsamında Tiran’a gittiğimde, şehrin meşhur yerleri arasında gösterilen Bunk’Art 1 adındaki sığınağı görmeden dönmek istemedim. Şehrin merkezinden biraz uzakta yer alan sığınağın beton girişinden içeri girdiğim an sanki başka bir dünyaya adım atmış gibi oldum. Çünkü daha önce hiç böyle bir sığınağa girmemiştim. Dışarıda cayır cayır yanan bir güneş vardı

İpek’te Bir Monolog

Peja’ya bir şehir görmek için gitmedim. Bir sahneye davetliydim. Kosova Devlet Tiyatrosu’nun desteğiyle, Istref Begolli’nin adını taşıyan o sahnede düzenlenen MonoAkt kapsamında…  Tek kişinin sahnede çoğaldığı bir alanın içine. Ama bu yolculuk yalnız değildi. Babamın oynadığı bir oyunla oradaydık. Bambaşka bir hikâyeyi, başka bir coğrafyanın sahnesine bırakmak için. İnsan bazen bir yere gitmez.Bir anlamın içine