Sanat

Mlad i zdrav kao ruža: Bir Suçlunun Peşinden…

İlk başta arka planda Tito’nun sesi duyulur; gençlere öğüt vermekte ve Gençlik Günü’nü kutlamaktadır. Bu arada, Birleşik Krallık bayrağı desenli bir gömlek giyen bir genç, adeta Tito’ya ve onun rejimine isyan edermiş gibi, dikkatsizce ve hunharca araba sürmektedir. Sonra bu gencin kim olduğunu öğreniriz. Suça erkenden bulaşmış, askerliği sırasında çıkardığı çok fazla sorun nedeniyle 8 […]

Dünürcülük: Gagavuzya’dan Bir İmkansız Aşk Hikâyesi

Yıl 1928. Aylardan kasım. Yer o dönemlerde Romanya’ya bağlı Gagavuz Türklerinin yaşadığı Besarabya bölgesi. İki aşık genç. Biri köyün en zengin adamının kızı, diğeri ise fakir bir çoban. Birbirlerine kavuşmayı çok istiyorlar, ama kızın babası damadının fakir bir çoban olmasını hiç ama hiç istemiyor. Fakir çobanımızın karşısına sevdiği kıza talip bir rakip daha çıkıyor. Kambur

Köklerin İzinde, Hafızanın Evinde: “Dedemin Evi” Belgeselinin Macerası

​Sinema, zamanı durdurmanın ötesinde; kaybolmaya yüz tutmuş mekânları, sesleri ve hatıraları yeniden inşa etme gücüne sahip en etkili araçlardan biridir. Dedemin Evi belgeseli de tam olarak bu düşünsel zeminde, bir ailenin bireysel merakından yola çıkıp Balkanlar ve Ege coğrafyasında kitlesel göçlerin izini süren kolektif bir hafıza yolculuğuna dönüştü. ​Bir Soruyla Başlayan Yolculuk ​Her belgeselin bir

Rane: Kayıp bir Ülkede Kayıp Bir Gençlik

Sokakta tanklar Hırvatistan’ı bombalamak üzere yola çıkarken, Pinki ve Švaba adlı iki arkadaş (ve sürekli hor gördükleri ve filmde de arada sırada gördüğümüz Dijabola) içlerinde yaşadıkları ülkenin her konuda çöküşünün farkında olmadan yaşamaktadırlar. Ambargolar, Milošević’in ülkeye gittikçe hâkim olması, aşırı milliyetçiliğin iyiden iyiye artması ve de suç çetelerinin sokakları yönetir hâle gelmesi, bu iki ergenin

Zaseda: İdealizmden Hayal Kırıklığına

İkinci Dünya Savaşı sona ermek üzere… Yugoslavya’dan işgalci kuvvetler yeni defedilmiş. Ancak Balkan coğrafyası her zamanki gibi yine pek sakin değil. Tito liderliğindeki Partizanlar halkı kendi yanlarına çekmek için eğlenceler düzenlemekte ve halka gıda yardımı yapmakta. Bir yandan da kendi devrim mahkemelerini düzenlemekte ve bu mahkemelerde savaş rantçısı olduklarını düşündükleri herkesi yargılamaktadırlar. Bot çalanlar da

1967’de Bulgaristan’ın Müzik Tarihini Değiştirdiler

Bulgaristan’ın müzik tarihinde çok az grup, Shturcite kadar derin bir iz bırakmayı başardı. Adını Türkçedeki “cırcır böcekleri” kelimesinden alan grup, 1967 yılında Sofya’da kuruldu ve kısa sürede ülkenin en sevilen rock topluluklarından biri haline geldi. Yıllar içinde pop rock’tan hard rock ve progresif rock’a uzanan müzikal yolculuklarıyla milyonlarca dinleyiciye ulaştılar. Shturcite’nin ortaya çıktığı dönem, rock

Korumasız Masumlar: Eskinin Yeniyle Açıklanışı

Yıl 1942. Belgrad ve tüm Yugoslav coğrafyası Almanlar ve müttefiklerinin kontrolü altında. Böyle bir ortamda Dragoljub Aleksić adında akrobatlık yapan bir metal işçisi Sırbistan’ın ilk sesli filmini yapmaya karar verir ve bu zorlu ortama rağmen bunu başarabilir de. Ancak filmin ünü sadece birkaç ay sürer. Nazi işgali sırasındaki sansürler engeller filmin daha çok bilinmesini, Komünist

Balkan Ajanı: Bir Yugoslavya Trajedisi

Duşan Kovaçeviç, 12 Temmuz 1948 yılında Sırbistan’ da doğdu. Tiyatroya ilk adımını dramaturg olarak atan Kovaçeviç, ilerleyen yıllarda tiyatro ve sinema yönetmenliği de yaptı. Balkanların en büyük tiyatro yazarı olarak sayılıyor. Yazdığı eserler döneminin Yugoslavya’ sını yansıtıyor ve kara komedi tarzıyla izleyiciye sunuyor. Vakti zamanında oyunlar İstanbul Şehir Tiyatroları’nda oynandı ve çok sevildi. Yine de

Ah Bu Çingeneler: Karanlık Bir Yugoslav Masalı

Kuzey Vojvodina’da bulunan bir Roman yerleşimi. Yollar çamur, herkes gecekonduvari yapılarda yaşıyor ve sadece gününü idare edebilecek kadar kazanıyor. Artan bir para olursa da (en azından filmdeki karakterlere bakarsak) kumar ve içki masalarında harcanıp gidiyor. İşte bu kampta yaşayanlardan biri de Beli Bora Perjar adındaki orta yaşlı bir kaz tüyü satıcısı. Kiliselerden ve diğer yerlerden

Bir Hüzünlü Hikâye: Bulgar Madonnası

Bulgar resim sanatının en önemli isimlerinden biri kabul edilen ressam Vladimir Dimitrov-Maystora’nın fırçasından çıkan Bulgar Madonnası, ilk bakışta sıradan bir köylü kızının portresi gibi görünebilir. Ancak tabloya biraz daha yakından bakıldığında, insanın içine işleyen çok hüzünlü bir hikâye ortaya çıkar. 1882 yılında doğan ve 1960 yılına kadar yaşayan Maystora, kendine özgü renkleri ve üslubuyla Bulgar