Sanat

Maratonci trče počasni krug: Tabutlar ve Yumrukların Arasında Bir Kara Komedi

Yıl 1935. Yer, adı bilinmeyen bir Sırp kasabası. O kadar da yaşlı olmayan bir adam ölmek üzere; yanı başında sevdikleri ve de bir papaz var. Ancak filmin kahramanları ne o adam, ne yanı başındakiler, ne de papaz…. Biraz dışarı çıkınca adamın öldüğü odayı dürbünle seyreden sıska bir genç görürüz. İşte kahramanlarımızdan biri o: Mirko Topalović!

Varljivo leto ’68: Amansız Bir Yaz Hikâyesi

Devrim denemelerinin, öğrenci protestolarının, artan savaşların, kısacası kaosun ve özgür düşüncenin aynı anda var olduğu bir yıl: 1968. Ki filmimizin olayları da 1968’in en istikrarsız ve en kaotik olduğu döneminde, yaz mevsiminde geçiyor. Hikâyemizin yeri Yugoslavya’nın şirin bir sahil kasabası ve de ana odağımız üç çocuklu Cvetković ailesi, daha doğrusu onların büyük erkek çocukları. Bu

Bulgaristan Nakışları (Şevitsa) – Bir Halkın Şifrelenmiş Hafızası

Bulgaristan kültüründe “Şevitsa” (шевица) adı verilen geleneksel nakış işlemesi yüzyıllardır kadınların elinde şekillenen bir el sanatıdır. Genellikle kanaviçede çarpı işi tekniğiyle işlenen bu nakışlar; kırmızı, siyah ve beyaz renklerin baskın olduğu geometrik ve bitkisel desenlerden oluşmaktadır. Kadın gömlek ve önlükleri (prestilka), erkek kıyafetleri, ev tekstilleri gibi birçok yerde karşımıza çıkan şevitsa, kökenlerini Tunç Çağı Trakyası’na

Belgrad Banliyösünde Bir Gün ve Bekleyiş: Kad porastem biću kengur

Belgrad’ın sıradan bir kenar mahallesi… Bu küçük mahalle tarihinin en önemli olayını yaşıyor; eskiden yerel bir kulüpte kalecilik yapan, ama sonra bir İngiliz takımına (FC Eastwich adında, sadece filmde var olan bir takım) transfer olan tüm mahallenin gururu Zoran Paunovic, ya da arkadaşlarının verdiği lakapla Kanguru, Manchester’a karşı oynuyor ve hemen hemen herkes bu maçı

Mlad i zdrav kao ruža: Bir Suçlunun Peşinden…

İlk başta arka planda Tito’nun sesi duyulur; gençlere öğüt vermekte ve Gençlik Günü’nü kutlamaktadır. Bu arada, Birleşik Krallık bayrağı desenli bir gömlek giyen bir genç, adeta Tito’ya ve onun rejimine isyan edermiş gibi, dikkatsizce ve hunharca araba sürmektedir. Sonra bu gencin kim olduğunu öğreniriz. Suça erkenden bulaşmış, askerliği sırasında çıkardığı çok fazla sorun nedeniyle 8

Dünürcülük: Gagavuzya’dan Bir İmkansız Aşk Hikâyesi

Yıl 1928. Aylardan kasım. Yer o dönemlerde Romanya’ya bağlı Gagavuz Türklerinin yaşadığı Besarabya bölgesi. İki aşık genç. Biri köyün en zengin adamının kızı, diğeri ise fakir bir çoban. Birbirlerine kavuşmayı çok istiyorlar, ama kızın babası damadının fakir bir çoban olmasını hiç ama hiç istemiyor. Fakir çobanımızın karşısına sevdiği kıza talip bir rakip daha çıkıyor. Kambur

Köklerin İzinde, Hafızanın Evinde: “Dedemin Evi” Belgeselinin Macerası

​Sinema, zamanı durdurmanın ötesinde; kaybolmaya yüz tutmuş mekânları, sesleri ve hatıraları yeniden inşa etme gücüne sahip en etkili araçlardan biridir. Dedemin Evi belgeseli de tam olarak bu düşünsel zeminde, bir ailenin bireysel merakından yola çıkıp Balkanlar ve Ege coğrafyasında kitlesel göçlerin izini süren kolektif bir hafıza yolculuğuna dönüştü. ​Bir Soruyla Başlayan Yolculuk ​Her belgeselin bir

Rane: Kayıp bir Ülkede Kayıp Bir Gençlik

Sokakta tanklar Hırvatistan’ı bombalamak üzere yola çıkarken, Pinki ve Švaba adlı iki arkadaş (ve sürekli hor gördükleri ve filmde de arada sırada gördüğümüz Dijabola) içlerinde yaşadıkları ülkenin her konuda çöküşünün farkında olmadan yaşamaktadırlar. Ambargolar, Milošević’in ülkeye gittikçe hâkim olması, aşırı milliyetçiliğin iyiden iyiye artması ve de suç çetelerinin sokakları yönetir hâle gelmesi, bu iki ergenin

Zaseda: İdealizmden Hayal Kırıklığına

İkinci Dünya Savaşı sona ermek üzere… Yugoslavya’dan işgalci kuvvetler yeni defedilmiş. Ancak Balkan coğrafyası her zamanki gibi yine pek sakin değil. Tito liderliğindeki Partizanlar halkı kendi yanlarına çekmek için eğlenceler düzenlemekte ve halka gıda yardımı yapmakta. Bir yandan da kendi devrim mahkemelerini düzenlemekte ve bu mahkemelerde savaş rantçısı olduklarını düşündükleri herkesi yargılamaktadırlar. Bot çalanlar da

1967’de Bulgaristan’ın Müzik Tarihini Değiştirdiler

Bulgaristan’ın müzik tarihinde çok az grup, Shturcite kadar derin bir iz bırakmayı başardı. Adını Türkçedeki “cırcır böcekleri” kelimesinden alan grup, 1967 yılında Sofya’da kuruldu ve kısa sürede ülkenin en sevilen rock topluluklarından biri haline geldi. Yıllar içinde pop rock’tan hard rock ve progresif rock’a uzanan müzikal yolculuklarıyla milyonlarca dinleyiciye ulaştılar. Shturcite’nin ortaya çıktığı dönem, rock