Türkiye, Bulgaristan ve Yunanistan başta olmak üzere bugün Balkan coğrafyasında geniş bir alanda varlığını sürdüren Pomaklar dilleriyle, inançlarıyla ve gelenekleriyle adeta bir kültür mozaiği oluştururlar.
“Pomak” kelimesinin nereden geldiği konusunda tarihçiler arasında tam bir görüş birliği yok. Ancak yaygın kabul gören görüşlerden biri, bu ismin Slav dillerindeki “pomagaç” yani “yardım eden” kelimesinden türediği yönündedir. Böyle düşünülmesinin sebeplerinden biri: özellikle Osmanlı döneminde bölgedeki Müslüman topluluklarla kurulan yakın ilişkilerdir.
Pomaklar, Balkanlar’ın en ilgi çekici halklarından biridir çünkü hem İslamiyet’i benimsemişlerdir hem de kendi yerel kültürlerini korumayı başarmışlardır.
Pomakların kökenine dair anlatılar Balkan ülkelerinin bakış açısına göre değişiklik gösteriyor. Mesela Bulgar kaynakları onları Müslümanlaştırılmış Bulgarlar olarak tanımlarken, Yunan tezleri antik Rodop halklarından geldiklerini ileri sürer. Bazı Türk kaynaklarında ise Kuman-Kıpçak Türkleriyle bağlantı kurulur. Tüm bu farklı görüşlere rağmen kesin olan bir şey vardır: Pomaklar, kendilerine özgü bir kimlik inşa etmiş eşsiz bir topluluktur.
Bu kimliğin en güçlü göstergelerinden biri de dilleridir. Pomakça, temelde Slav kökenli bir dil olmakla birlikte içinde yoğun şekilde Türkçe, Arapça ve Farsça kelimeler barındırır. Bu durum, onların tarih boyunca farklı kültürlerle kurduğu temasın açık bir izidir. Tarihçi Akademisyen Hüseyin Memişoğlu’nun da belirttiği gibi:
“Pomaklar, Balkanlar’ın en eski sakinlerinden biri olup, tarih boyunca süregelen göçler ve siyasi değişimler arasında kendi özgün kimliklerini bir kale gibi korumuşlardır.”
1
Gündelik yaşamlarına baktığımızda ise özellikle Rodop Dağları’nında yaşayanların, zorlu coğrafyaya rağmen hayvancılık ve tütün tarımıyla geçimlerini sağladıklarını ve imece kültürünü yaşattıklarını görürüz. Bugün Pomaklar hem ülkemizde hem de diğer Balkan ülkelerinde renkli kıyafetleri, kendine özgü düğünleri ve türküleriyle kimliklerini korumayı sürdürüyorlar.
1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında Balkanlar’da değişen dengeler, Pomaklar için büyük bir göç sürecini de beraberinde getirmiştir. Anadolu’ya doğru başlayan bu yolculuk, özellikle Trakya ve Marmara bölgesinde yoğunlaşmıştır. Bu yüzden Türkiye’nin batı kesiminde birçok Pomak köyü yer almaktadır. Mesela Çanakkale’nin Biga ilçesi Türkiye’de Pomak kültürünün en canlı hissedildiği yerlerden biridir. Işıkeli, Abdiağa ve Elmalı gibi köyler, geleneklerini hâlâ güçlü şekilde korur. Benzer şekilde Balıkesir’in Gönen ve Manyas ilçelerinde, Bursa’nın Karacabey köylerinde ve hatta Eskişehir çevresinde bile Pomak kültürüne rastlamak mümkündür. Onların Türkiye’nin kültürel zenginliğinin önemli bir parçası olduğunu söyleyebiliriz.
Bu köylerde günlük konuşmalarda Pomakça kelimeler hâlâ duyulur. Sofralarda “kaçamak” gibi geleneksel yemekler yer alır, gelinlerin yüzleri boyanır, yüzyıllardır değişmeyen birçok gelenek yaşatılır.
Pomaklar dilleriyle Slav dünyasına, inançlarıyla İslam coğrafyasına ve yaşam biçimleriyle Anadolu’ya ve Balkanlar’a bağlıdır. Belki de onları bu kadar özel kılan şey tam olarak budur: Farklı dünyaları aynı bünyede taşımak.
- Memişoğlu, H. (1991). Pomakların Tarihi ve Kültürü, Kültür Bakanlığı Yayınları
↩︎



