Picasso’nun Yugoslav Aşkı : Teodora Marković

Sanat dünyasında Dora Maar adıyla tanınan Teodora Marković, Pablo Picasso’nun hem sevgilisi hem de ilham perisiydi. İkilinin ilişkisi, 1936 yılında Paris’te tanışmalarının ardından başladı ve kısa sürede çalkantılı bir aşk hikâyesine dönüştü.

Dora Maar, Fransa’da büyümüş, ünlü Yugoslav mimar Josip Marković’in kızıydı. Picasso’nun hayatına girmesiyle birlikte hem sanatçının özel yaşamında hem de sanatsal üretiminde önemli bir yer edindi.

Dora Maar ile Pablo Picasso’nun 1936 yılında gerçekleşen ilk karşılaşması, sanat dünyasının en ilginç hikâyelerinden biri olarak anlatılır. O sırada 29 yaşında olan Dora, Paris’teki Du Magot kafesinde tek başına oturuyordu. İddialara göre, masanın üzerinde parmaklarının arasına bir bıçak saplıyordu.

Gilot’nun aktardığına göre Dora, üzerinde küçük güller bulunan siyah eldivenler giyiyordu. Eldivenlerini çıkardıktan sonra uzun ve keskin bir bıçak aldı. Parmaklarını açarak bıçağı parmaklarının arasına saplamaya başladı. Zaman zaman parmaklarını çok az farkla ıskaladığı için eli kanıyordu ve siyah eldiveninin gül işlemeleri üzerinde küçük kan damlaları beliriyordu.

Picasso bu görüntü karşısında büyülenmişti. Dora’dan eldivenlerini istedi ve onları cam bir vitrinin altında yıllarca sakladı.


Fırtınalı Bir Aşk

Bıçakla yaşanan bu olay, Dora Maar ile Picasso arasındaki ilişkinin ne kadar sıra dışı ve çalkantılı olacağının ilk işaretlerinden biri gibiydi.

Dora’dan yaklaşık 30 yaş büyük olan Picasso’nun özel hayatı oldukça hareketliydi. Rus balerin Olga Khokhlova ile yaptığı evlilik başarısızlıkla sonuçlanmış, genç model Marie-Thérèse Walter ile de bir ilişki yaşamaya başlamıştı.

Picasso, hayatındaki kadınlardan ve yaşadığı aşklardan sanatsal anlamda da etkileniyordu. Dora Maar’ın hayatına girmesiyle birlikte ressamın dünyasında yeni bir dönem başladı.


İki Sevgili Arasındaki Kavga

Dora Maar ile Picasso arasındaki ilişki, tanışmalarının ardından kısa sürede başladı. Picasso yeni bir ilham perisi bulmuştu ve ona duyduğu hayranlığı gizlemiyordu.

Ancak ressamın hayatındaki iki kadın arasında karşılaşma yaşanması kaçınılmazdı. Dora Maar ile Marie-Thérèse Walter, Picasso’nun atölyesinde karşı karşıya geldi.

İlk başta sözlü tartışmayla başlayan gerginlik kısa sürede büyüdü. İki kadın birbirlerine hakaret etti, tokat attı ve sonunda fiziksel olarak kavga etmeye başladı. Anlatılanlara göre Picasso, yaşananları izlemekten hoşlanıyordu.

Picasso’nun bu sırada, “Daha iyi olan kazansın” dediği aktarılır.

Bu karşılaşmanın ardından Dora Maar, Picasso’nun evine taşındı. Marie-Thérèse Walter ise evden ayrılarak Picasso’dan olan kızı Maya’yı da yanına aldı.

İki kadın arasındaki mücadele, Picasso’nun sanatına da yansıdı. Ressam, Kafesteki Kuşlar adlı eserinde iki güvercini tasvir etti. Dora Maar’ı temsil eden siyah güvercin, Marie-Thérèse Walter’ı simgeleyen beyaz güvercine saldırıyor, onu gagalayarak alt ediyordu.


Guernica’nın Yaratılış Süreci

Picasso, 1937 yılında en ünlü eserlerinden biri olan Guernica üzerinde çalıştı. Dora Maar, tablonun ortaya çıkış sürecini başından sonuna kadar fotoğraflayan tek fotoğrafçıydı. Ayrıca eserin küçük bir bölümünün yapımına da katkıda bulundu.

Ancak Dora Maar da Picasso’nun hayatındaki diğer kadınların yaşadığı hayal kırıklığıyla yüzleşmek zorunda kaldı. Picasso, bu kez kendisinden yaklaşık 40 yaş küçük olan ressam Françoise Gilot’ya âşık oldu ve Dora’dan uzaklaştı.

Böylece Dora Maar, bir zamanlar kendisinden önceki kadının yaşadığı duruma düşmüş oldu. Picasso’nun hayatına yeni bir kadının girmesi, onların ilişkisini de derinden sarstı.


Ayrılık ve Sinir Krizi

Picasso ile Dora Maar’ın ilişkisi 1943 yılında ciddi bir kırılma yaşadı. İkilinin ilişkisi 1945 yılına kadar aralıklarla devam etse de ayrılık Dora üzerinde ağır bir etki bıraktı. İddialara göre Dora, ayrılığın ardından ciddi bir sinir krizi geçirdi ve uzun süre toparlanamadı. Tedavisini üstlenen psikiyatristin, o dönemde yasaklanmış olduğu belirtilen elektroşok tedavisini dahi uygulamaya çalıştığı ileri sürüldü.

Picasso, Dora için bir ev satın aldı. Dora burada insanlardan uzak, yalnız bir yaşam sürmeye başladı. Günlerini, Picasso’nun kendisine verdiği eşyalar ve geçmişte yaşadıkları ilişkinin anıları arasında geçiriyordu.

Picasso, Dora Maar’ın portrelerini neden çoğu zaman acı çeken bir kadın olarak resmettiği sorusuna şu sözlerle karşılık vermişti:

“Yıllarca onu işkence görmüş biri olarak resmettim. Bunu sadist olduğum ya da bundan zevk aldığım için değil, kendimi ifade etmeye zorlayan bir sanatsal vizyona boyun eğdiğim için yaptım.”


Dora Maar’ın Ölümünden Sonra

Dora Maar, 1997 yılında hayatını kaybetti. Ölümünün ardından, Picasso ile ilişkisinin sona ermesinden sonra da sanat üretmeye devam ettiği anlaşıldı.

Yaşamı boyunca eserlerini kamuya açık biçimde sergilemeyen sanatçının fotoğrafları ve resimleri, sonraki yıllarda sanat piyasasında büyük ilgi gördü ve müzayedelerde yüksek fiyatlara satıldı.

Dora Maar, sanat tarihinde yalnızca Picasso’nun sevgilisi ve ilham perisi olarak değil, kendi başına önemli bir fotoğrafçı ve sanatçı olarak da yerini aldı. Picasso ile yaşadığı ilişki hayatının en çok konuşulan bölümlerinden biri olsa da sanatsal üretimi, onun kişisel kimliğinin ve yeteneğinin de önemli bir göstergesiydi.