Geçen yaz yaptığım Balkan turu kapsamında Tiran’a gittiğimde, şehrin meşhur yerleri arasında gösterilen Bunk’Art 1 adındaki sığınağı görmeden dönmek istemedim. Şehrin merkezinden biraz uzakta yer alan sığınağın beton girişinden içeri girdiğim an sanki başka bir dünyaya adım atmış gibi oldum. Çünkü daha önce hiç böyle bir sığınağa girmemiştim. Dışarıda cayır cayır yanan bir güneş vardı ama merdivenlerden aşağı indikçe içerideki serinlik ve rutubet kokusu insanın içini ürpertiyordu.
Burası aslında 1970’lerin başında, o dönemin lideri Enver Hoca tarafından yaptırılmış. Adam o zamanlar dışarıdan bir nükleer saldırı gelecek ya da ülke işgal edilecek diye o kadar korkuyormuş ki, kendisi ve devletin ileri gelenleri için yerin altına bu kocaman sığınağı inşa ettirmiş. 1978 yılında biten bu yer altı labirentinde yüzden fazla oda var. İçeride gezerken o zamanki toplantı salonlarını, eski telsizleri ve askeri kıyafetleri görünce insan “Vay be, neler yaşanmış” diyor. Koridorlar o kadar dar ve tavanlar o kadar basık ki, üstünüzde tonlarca beton olduğunu bilmek biraz klostrofobik hissettiriyordu.

Sığınağın içindeki odaları tek tek gezip eski eşyalara bakarken, o yıllarda ne kadar büyük bir korku içinde yaşadıklarını daha iyi anlıyorsunuz. Eskiden sadece savaş için hazırlanan bu karanlık yerin şimdi turistlerin gezdiği bir müze olması aslında çok ilginç. En sonunda karanlık dehlizlerden çıkıp gün ışığına döndüğümde derin bir nefes aldım. Gerçekten hem çok korkutucu hem de insanın ufkunu açan, unutulmayacak bir deneyimdi.



