Serkan Tanış

Biraz Ekmek Biraz da Tuz

Leb i Sol, 1970’lerin ortasında Üsküp’te kurulan Balkan müziğinin en güzel örneklerinden biri. İsimleri Makedonca’da “Ekmek ve Tuz” anlamına geliyor. Hayattaki en basit ama değerli şeyler ekmek ve tuzdur ya, işte bu grup, tam bu sıcaklık ve samimiyetle yola çıkmış. Müzikleri de isimleri gibi sıcak, sade ve hemen dinleyeni saran bir yapıda diye düşünüyorum. Onları […]

Iggy Pop ve Goran Bregović Aynı Şarkıda Buluşunca…

1990’ların başında çekilen Arizona Dream, yönetmen Emir Kusturica’nın en özgün işlerinden biri olarak öne çıkar. Filmin müzikleri ise Balkan müziğini modern dünyaya taşıyan Goran Bregović tarafından bestelenmiştir. Bu projede, Amerikan punk müziğinin güçlü ve kendine has sesi Iggy Pop da yer alır. Böylece farklı müzik geleneklerinden gelen iki sanatçı, aynı filmde bir araya gelerek dikkat

Bu Tarator O Tarator Değil!

Bulgaristan’da bir restorana oturduğunuzda garsondan “tarator” isterseniz, masaya gelen şeyi görünce şok olmanız çok normal. Türkiye’de tarator dendiğinde çoğumuzun aklına sarımsaklı yoğurtla karıştırılmış genellikle havuçla yapılan koyu kıvamlı bir meze gelir. Bulgaristan’da ise aynı isim bambaşka bir yemeği anlatıyor. Bulgaristan’ın taratoru yaz sıcağında içilen serin bir çorbadır. İlk bakışta bizim cacığa benzer ama tadı ve

Karadağ’da Dağların Arasında Unutulan Demiryolu: Zelenika

Karadağ denince çoğumuzun aklına ilk olarak masmavi deniz, Kotor’un dar taş sokakları ya da Budva’nın kalabalık plajları gelir. Ama biraz yön değiştirip kıyıdan uzaklaştığınızda, dağların arasına doğru ilerlediğinizde bambaşka bir Karadağ’la karşılaşırsınız. İşte tam burada, çok az kişinin bildiği bir hikaye başlar: Zelenika Demiryolu’nun hikayesi. 1900’lerin başına gidelim. O zamanlar Karadağ bugünkü gibi küçük ve

Tuna’nın Altındaki 16 Kilometrelik Labirent: Petrovaradin Dehlizi

İstanbul’un yer altını bir ağ gibi saran gizemli dehlizler, Novi Sad’daki Petrovaradin Kalesi’nin altında da var. Turistler yukarıda fotoğraf çekilirken, ayaklarının tam 16 kilometre altına kadar uzanan devasa bir labirent dünyası uzanıyor. Bu yer altı sistemi, 1760’larda Avusturya-Macaristan İmparatorluğu döneminde inşa edilmiş. O zamanlar sadece bir sığınak olarak düşünülse de aslında dönemin en iyi mühendislik

Kadıköy’de Tesadüfi Bir Buluşma: Georgi Gospodinov ve Zaman Sığınağı

Birkaç ay önce Kadıköy’deki İstanbul Kitapçısı’na tamamen tesadüfen uğradığımda içeride her zamankinden fazla bir kalabalık vardı. Meğer Bulgar yazar Georgi Gospodinov’un imza günüymüş. Daha önce Doğal Roman ve Hüznün Fiziği gibi kitaplarını sağda solda görüp merak etmiştim ama o gün kitapçıda görünce ben de Zaman Sığınağı kitabını aldım ve imzalattım. Kitabı okumaya başladığımda ise neden