Leb i Sol, 1970’lerin ortasında Üsküp’te kurulan Balkan müziğinin en güzel örneklerinden biri. İsimleri Makedonca’da “Ekmek ve Tuz” anlamına geliyor. Hayattaki en basit ama değerli şeyler ekmek ve tuzdur ya, işte bu grup, tam bu sıcaklık ve samimiyetle yola çıkmış. Müzikleri de isimleri gibi sıcak, sade ve hemen dinleyeni saran bir yapıda diye düşünüyorum.
Onları dönemin gürültülü rock gruplarından ayıran benzersiz bir tarzları var. Rock müziği alıp caz ve funk ile harmanlamışlar. Ancak, herkesin genlerinde işleyen hüzünlü, neşeli, aksak ritimli Balkan halk ezgilerini de müziklerine eklemişler. Şarkılarında kavga, gürültü, siyasi sözler ya da yorucu bir didaktiklik bulamazsınız. Tamamen müziğin kendine has, insanları birleştiren gücüne odaklanmışlardır.
Tabii ki grubu anlatırken Vlatko Stefanovski’den bahsetmemek olmaz. Bu adam sadece Balkanlar’ın değil, dünyanın en büyük gitar virtüözlerinden biri olarak gösteriliyor. Gitar çalarken adeta enstrümanıyla dertleşiyor. Yanındaki basçı Bodan Arsovski ve davulcu Garabet Tavitjan ile o kadar uyumlu bir grup oluşturuyorlar ki, bir araya geldiklerinde ortaya çıkan şey inanılmaz doğal oluyor. Örneğin, “Jovano, Jovanke” ya da “Uči me majko, karaj me” gibi eski türküleri o kadar güzel yorumlamışlar ki, Makedonca bilmeseniz bile şarkıların tınıları kalbinize dokunuyor.

Ne yazık ki her güzel hikaye gibi onların da bir sonu olmuş ve 1995 yılında herkes kendi solo yoluna gitmek üzere sessizce dağılmış. Arkalarında ne bir kavga ne de kötü bir anı bırakmışlar. Bugün o eski efsanevi kadro bir arada değil, ama arada bir toplanıp özel konserler de veriyorlar. Tabii ki biz de ne zaman istersek onları dinleyebiliriz.



