Ay’dan Belgrad’a: Tito’ya Verilen Dünyadışı Hediye

Neil Armstrong ve Buzz Aldrin, Temmuz 1969’da Ay’ın yüzeyine ayak basarken, Michael Collins ay yörüngesinde onları bekliyordu. Dünya’ya döndükten sonra üç astronot, küresel çapta üne kavuştu ve tarihin en büyük teknolojik başarılarından birinin sembolü hâline geldi.

Amerikan yönetimi kısa süre sonra astronotları “Giantstep” adı verilen büyük bir iyi niyet turuna çıkardı. Bu tur kapsamında dört kıtada, 22 ülkedeki 24 şehri ziyaret ettiler.

Bu şehirler arasında Belgrad da vardı. Armstrong, Aldrin ve Collins, 18-20 Ekim 1969 tarihleri arasında Yugoslavya’nın başkentinde kaldılar. Yugoslavya, bu dünya turunun ziyaret edilen tek komünist ülkesiydi.

ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki bölünmenin son derece derin olduğu bir dönemde, Amerikalı astronotların sosyalist bir ülkeye gelmesi yalnızca bilim ve uzay araştırmaları açısından değil, siyasi açıdan da büyük önem taşıyordu.

Astronotlar Yugoslavya’dayken onları Josip Broz Tito da kabul etti. Görüşme yalnızca protokol gereği el sıkışıp fotoğraf çektirmekten ibaret değildi.

Tito, Apollo 11 mürettebatını Yugoslavya Yıldızı Nişanı ile ödüllendirdi. Ayrıca üç astronota, üzerlerinde ithaf yazıları bulunan üç altın tabaka hediye etti. Buradaki ilginç ayrıntılardan biri, tabakaların ağırlıklarının birbirinden çok az farklı olduğu iddiası.

Söylentiye göre bu ağırlık farkları, astronotların Dünya’ya getirdiği üç farklı Ay toprağı örneğinin ağırlıkları arasındaki farkla aynıydı.

Verilen yüksek dereceli nişanlar Washington’da da dikkat çekti. Henry Kissinger’a gönderilen bir memorandumda, Amerikalı astronotların Yugoslavya’da bazı Sovyet kozmonotlarından daha önemli nişanlarla ödüllendirildiği belirtiliyordu. Bu durum, Amerikan tarafının Yugoslavya’ya özel bir teşekkür göstermesini gerektiren bir jest olarak değerlendirildi.

Yugoslavya bayrağı Ay’a kadar gitti

Astronotların ziyaretinden birkaç ay sonra, 24 Nisan 1970’te, Tito’ya ABD Başkanı Richard Nixon tarafından sıra dışı bir hediye gönderildi. Süslü bir çerçevenin içerisinde Ay yüzeyinden alınmış küçük parçalar ve Apollo 11 görevi sırasında Ay’a götürülmüş SFRY bayrağı bulunuyordu.

Çerçevenin üzerindeki plakette, hediyenin Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti halkına ithaf edildiği belirtiliyordu. Bu yalnızca diplomatik bir hatıra değildi. Hediye, bilimsel başarı ile dikkatle planlanmış Amerikan diplomasisinin birleşimiydi.

Soğuk Savaş’ın en yoğun döneminde uzay programı yalnızca bilimsel araştırma amacı taşımıyor; aynı zamanda teknolojik, siyasi ve toplumsal gücün bir göstergesi olarak da kullanılıyordu. Yugoslavya ise Stalin’le yaşadığı kopuş ve ardından benimsediği Bağlantısızlar politikası sayesinde Doğu ile Batı arasında kendine özgü bir konuma sahipti. Dolayısıyla Apollo 11 mürettebatının ziyaret ettiği tek komünist ülkenin Yugoslavya olması tesadüf değildi.

1973’te Ay’dan bir parça daha geldi

İlk örnek sonuncusu değildi. Richard Nixon, 1973 yılında Tito’ya bir başka benzer hediye daha gönderdi. Bu kez hediye, Apollo 17 göreviyle bağlantılıydı.

Aralık 1972’de gerçekleştirilen Apollo 17, insanların Ay’ın yüzeyinde yürüdüğü son Apollo görevi oldu. Bu hediyenin içerisinde de Ay toprağından parçalar ve astronotlarla birlikte Ay’a götürülen SFRY bayrağı bulunuyordu.

Böylece Yugoslavya, insanların Ay’ın yüzeyinde yürüdüğü Apollo programının ilk ve son insanlı Ay görevlerinden örnekler elde etmiş oldu: Apollo 11 ve Apollo 17.

Ay parçaları bugün nerede?

Apollo 11 ile bağlantılı örnek, müzenin kalıcı sergisinin bir parçası ve koleksiyondaki en dikkat çekici eserlerden biri olarak kabul ediliyor.

Her ne kadar söz konusu parçalar son derece küçük olsa da değerleri yalnızca maddi veya bilimsel olmalarından kaynaklanmıyor. Aynı zamanda Yugoslavya’nın sosyalist bir devlet olmasına rağmen ABD ile yakın ilişkiler kurduğu ve uluslararası diplomaside önemli bir konuma sahip olduğu dönemin izlerini taşıyorlar.

Artık var olmayan bir ülkenin bayrağı Ay’a gitti, Dünya’ya geri döndü ve sonunda Belgrad’a ulaştı.

Aradan yarım yüzyıldan fazla zaman geçmiş olsa da bu bayrak ve Ay parçaları, Yugoslavya’nın Soğuk Savaş döneminde sahip olduğu konumun en sıra dışı kanıtlarından biri olarak varlığını sürdürüyor.