Belgrad Banliyösünde Bir Gün ve Bekleyiş: Kad porastem biću kengur

Belgrad’ın sıradan bir kenar mahallesi… Bu küçük mahalle tarihinin en önemli olayını yaşıyor; eskiden yerel bir kulüpte kalecilik yapan, ama sonra bir İngiliz takımına (FC Eastwich adında, sadece filmde var olan bir takım) transfer olan tüm mahallenin gururu Zoran Paunovic, ya da arkadaşlarının verdiği lakapla Kanguru, Manchester’a karşı oynuyor ve hemen hemen herkes bu maçı sabırsızlıkla bekliyor. İşte o günün sabahında filmimiz
başlıyor.

Filmde yaşanan bütün olaylar sadece bir gün içinde oluyor. Tam tamına üç ana hikâye izliyoruz: Dünyaları tamamıyla farklı filmcilik öğrencisi Braca’nın ünlü model İris ile yapmaya çalıştığı ve şanssızlıklar ve de zorluklarla dolu randevu denemesi, Šomi ve Duje’nin mahallenin en önemli olayını izlemeleri ve arkadaşlarının takımına oynadıkları kuponun tutmasını beklemeleri ve son olarak da Avaks ile Hibrid’in bir çatıda öyle boş boş konuşurken değişik bir olayın olmasını beklemesi…

Ayrıca altı karakterin çevresi birçok farklı ve birbirinden değişik yan karakterlerle çevrili. Gabriel Batistuta ile tanıştığını iddia ederek palavralar atan Baron, küfürbaz ve huysuz taksi şoförü Zivac, sinema boş olsa bile tüm kuralların uyulmasını talep eden sinir bozucu sinema çalışanı ve daha niceleri. En önemsiz karakter bile filme bir ilginçlik katıyor adeta.

Film bir komedi filmi olmasına rağmen hafif bir depresiflik de içeriyor. Herkesin bir şeyler için çabalamasına rağmen pek bir şey değişmiyor ve bunun farkına varan Avaks ile Hibrid gibileri hiçbir çaba göstermeden bütün günlerini bira içerek ve aylaklık yaparak geçiriyor. Çünkü biliyorlar ki bir değişiklik yaptıkları takdirde hiçbir şey kazanamayıp vakitlerini ve ellerindeki birkaç kuruşu kaybedebilirler.

Türkçeye “Büyüdüğümde Kanguru Olacağım” olarak çevirebileceğimiz bu filmi ilk Ajvar Nation’ın Instagram hesabı sayesinde duymuştum ve izledikten sonra çok beğendiğimi de söyleyebilirim.