Yağlı güreş, Türk kültürünün köklü gelenekleri arasındadır. Bu spor yüzyıllar boyu yiğitlik, asalet ve centilmenliğin bu topraklardaki sembolü olarak dünyaya nam salan birçok efsane sporcu da çıkarmıştır. Katrancı Mehmet Pehlivan da bu şanlı geleneğin yetiştirdiği en güçlü cihan pehlivanlarından biridir. O, hem Osmanlı topraklarındaki zaferleriyle hem de Avrupa’daki üstün başarılarıyla adını Türk güreş tarihine altın harflerle yazdırmıştır.
Katrancı Mehmet, 1859 yılında Osmanlı’nın Deliorman bölgesine bağlı Şumnu şehrinde doğdu. Ailesi, Fatih Sultan Mehmet döneminde Balkanlar’a yerleşen köklü bir Evlad-ı Fatihan mensubudur. Çocukluk ve gençlik yıllarını güreşin Balkanlar’daki beşiği olan Deliorman’da geçirdi. 93 Harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı öncesinde ana vatana göç etti. Doğduğu yerin coğrafyasına benzettiği Karacabey Ovası’ndaki Susurluk’un Göbel beldesine yerleşti. Spor hayatında Koca Yusuf, Kurtdereli Mehmet Pehlivan, Adalı Halil ve Filiz Nurullah gibi güreş tarihinin altın nesliyle birçok kez güreşti. Edirne Kırkpınar’da başpehlivanlığa ulaştı.

Katrancı Mehmet Pehlivan, kariyeri boyunca büyük güreş stiliyle ün kazanıp, özellikle dönemin bir diğer efsanesi Kurtdereli Mehmet Pehlivan ile rekabet halinde olarak güreş tarihinde geniş yer bulmuştur.
Onu diğer pehlivanlarımızdan ayıran en önemli özelliği ise Paris’te kazandığı zaferlerdir. Katrancı Mehmet Pehlivan, 1898’de Fransız menajer Doublier’in dikkatini çekerek Paris’e davet edildi. Fransa’nın efsanevi spor gazetesi Le Velo’nun (bugünkü adıyla L’Équipe) arşivlerinde yer alan bilgilere göre, Paris’in ünlü Folies Bergère sahnesinde düzenlenen “Paris Şehir Ödülü” yarışmalarında, üç Fransız şampiyonu art arda yendi. Greko – Romen stilinin kurallarını tam olarak kavrayamayan Katrancı dördüncü maçta kaybetti, ancak buna rağmen varlığı ve tekniğiyle tüm Avrupa basınının hayranlığını kazandı.
1928 yılında, çok sevdiği Susurluk’un Göbel kasabasında hayata gözlerine yuman Katrancı Mehmet Pehlivan adına bugün, güreş müsabakaları düzenleniyor. Heykeli dikilen, caddelere ismi verilen pehlivanın Göbel’deki mezar taşında ise şu satırlar yazıyor: “Ah Mehmet mevt / Ünün vardı Türkiye’de / Yenilmedin Avrupa’da / Ahir ecel geldi ser’e / Bu kabirde yatan insan / Katrancı Mehmet Pehlivan. / Oku bana bir fatiha / Ruhu olsun daima şadan.”



