Elazığ’ın ortasında, hikayesi binlerce kilometre ötedeki Balkanlar’a uzanan bir ilçe var: Kovancılar. Burası bir halkın kalbinde taşıdığı gelenek ve anılarını, bomboş bir coğrafyada nasıl yeniden canlandırabileceğinin en güzel örneğidir. 1934 yılında, bugün Romanya sınırları içindeki topraklardan göç etmek zorunda kalan Balkan Türkleri, Anadolu’nun bağrına kurdukları bu ilçede halk hem Balkanlar’dan getirdikleri gelenekleri ve isimleri yaşatmış hem de bomboş bir araziyi canlandırarak ilçe haline getirmiş.
Her şey, 1930’lu yıllarda Romanya ve Bulgaristan arasındaki Dobruca bölgesinden yola çıkan yaklaşık 300 ailenin Elazığ’a gelmesiyle başlamış. Bu insanlar yanlarında sadece eşyalarını değil, terk ettikleri köylerinin ismini de getirdikleri için bu yeni yere “Kovancılar” adını vermişler. Daha sonra 1940’lı yıllarda Bulgaristan’dan da bir kafile gelmiş. Devlet, gelen bu göçmenler için o zamanın şartlarına göre çok modern bir plan hazırlamış. Rastgele evler yapmak yerine; geniş caddeleri ve birbirini dik kesen düzenli sokakları olan, bahçeli evlerden oluşan tertemiz bir kasaba inşa etmiş. İlk başta tarımla geçinen bu küçük köy, yolların kesişme noktasında olmasının avantajıyla hızla büyümüş ve 1987 yılında ilçe olmuş.

Yıllar geçtikçe Balkanlardan gelen bu muhacirler, bölgenin yerli halkıyla kardeşçe kaynaşmış. Bir yandan kendi mutfaklarındaki göçmen böreklerini ve yemeklerini yapmaya devam etmişler, bir yandan da bölgenin kültürüne uyum sağlamışlar. Geçmişin hüzünlü göç hatıralarını kalbinde taşıyan bölge halkı, bugün Elazığ’ın kendi kültürüyle kaynaşmış durumda.




