Balkan Rock dediğimizde aklımıza gelen ilk isimlerden biri 1980’de Saraybosna‘da kurulan Zabranjeno Pušenje‘dir. Grubun ismi Türkçede “Sigara içmek yasaktır.” anlamına gelir.
Çok eski bir grup olduğu için elbette grubun üyeleri zamanla değişmiştir. Ancak vokalist ve gitarist Sejo Sexon, baterist Branko Trajkov, gitarist Toni Lović, basçı Dejan Orešković ve kemancı ve klavyeci Robert Boldižar’la günümüzde varlığını sürdüren grup, “New Primitives” akımının en güçlü temsilcilerinden biri olmuştur. Bu akım, dönemin yapay ve Batı özentisi pop kültürüne karşı daha sade ve gerçek bir duruş sergilemiştir. İlk albümleri Das ist Walter da bu tavrın açık bir ifadesi olarak sokak dili, mahalle hayatı ve Balkanlara özgü o sert ama samimi mizahı rock müzikle harmanladıklarını göstermiştir.
Grubun en dikkat çeken yanı, şarkılarındaki hikâye anlatımıdır. Dinleyici sadece müzik dinlemez; kendini bir anda o hikâyenin içinde bulur. Sejo Sexon’un “Şarkılarımız aslında kısa film gibiydi. İnsanlar sadece müzik dinlemiyor, kendi hayatlarından bir parça buluyorlardı. New Primitives, halkın dilini sokağa geri verme biçimiydi”1 sözleri de bunu gösterir.
Olay Konser!
Yugoslavya’da Zabranjeno Pušenje’nin toplumda infial yaratan bir konseri olmuştu. Bir gün konserde amfi bozulunca grubun o zamanki solisti Nele Karajlić “Marshall öldü” diyerek konseri sonlandırmak zorunda olduklarını dile getirmişti. Tabii ki grup üyeleri böyle basit bir cümlenin yanlış anlaşılarak toplum tarafından tepkiyle karşılanacağını asla tahmin etmemişti. Çünkü dinleyenler onun amfiden değil de “mareşal” unvanıyla anılan Tito’dan bahsettiğini düşünmüşlerdi. Bu da grubun konserlerinin iptal edilmesine ve halkın bir kesimi tarafından linç edilmesine sebep olmuştur. Nele Karajlić bu olayı yıllar sonra “O gece sahnede sadece bir teknik arızayı dile getirdiğimi sanıyordum ama aslında bir tabuya dokunmuşum. Bir anda devlet düşmanı ilan edildik”2 sözleriyle anlatır.
1990’larda başlayan savaş, grubun yolunu da değiştirdi. Sejo Sexon Saraybosna’da kalıp grubun adını orada sürdürürken, Nele Karajlić Belgrad’a giderek Emir Kusturica ile farklı bir projeye yöneldi. Sejo’nun “Savaş sadece binaları değil, dostlukları da yıktı. Zabranjeno Pušenje benim için Saraybosna’nın sesidir”3 sözleri savaşın müzik grupları üzerindeki etkisini de ortaya koyuyor.

Bugün Zabranjeno Pušenje hâlâ çok güçlü. “Pišonja i Žuga” ve “Zenica Blues” gibi şarkılar, yıllar geçse de etkisini kaybetmedi. Çünkü müzik sadece eğlendirmez; gerçek hayatı, insanı ve dönemin ruhunu da olduğu gibi yansıtır. En önemlisi de, zor zamanlarda bile mizahın ne kadar güçlü bir şey olduğunu hatırlatır.



