Tjentište Anıtı’nın Hissettirdikleri: Brütalizm ve Sanat

İki yıl önceki Bosna Hersek gezimde ilk durağım elbette Saraybosna‘ydı ancak internette fotoğraflarını gördüğüm Tjentište Anıtı da brütalizm meraklısı bir mimar olarak uzun süredir görmek istediğim bir eserdi.

Saraybosna’dan sabah erken saatlerde yola çıktık. Şehirden uzaklaştıkça manzara değişmeye başladı. Beton binaların yerini yavaş yavaş dağlar, ormanlar ve derin vadiler aldı. Bosna Hersek’in muhteşem doğasında yaptığımız yaklaşık iki buçuk saatlik yolculuğun sonunda Sutjeska Milli Parkı’na ulaştık.

Sutjeska Milli Parkında yer alan anıt doğanın içinde saklanıyor gibi. Doğanın içinde iki tane kocaman beton kütle… İlk gördüğümde ona uzaktan baktım. İki dev beton kütlenin ortasında belirgin bir yarık… Fotoğraflarda gördüğüm her şey oradaydı ama çok daha etkileyiciydi benim için.

Brutalist mimariyi sevdiğim için ilk dikkatimi çeken şey malzeme oldu. Beton olduğu gibi bırakılmış. Ne gizlenmiş ne yumuşatılmış. Eserin yaratıcısı Miodrag Živković’in anlatımı burada çok net: sert ve dürüst.

Anıtın içine doğru yürümeye başladım. İki beton kütlenin arasındaki boşluk, aslında yapının en güçlü noktası. İçeri girdikçe mekân daralıyor, beton yüzeyler üzerinize doğru yaklaşıyor. Bu çok korkutucuydu. Ancak Živković bunu bilinçli bir şekilde böyle tasarlamış. Çünkü burada ziyaretçilere bir deneyim yaşatmak istemiş: 1943’te burada yaşanan Sutjeska Muharebesi’nin o sıkışmışlık duygusunu adeta fiziksel olarak hissettirmek…

Tam ortada durduğumda yukarı baktım. İki beton kütlenin arasından görünen gökyüzü ince bir çizgi gibiydi. O an brütalizmin benim için neden bu kadar etkileyici bir sanat dalı olduğunu bir kez daha anladım. Ağır bir malzeme, sert bir form ama içinde çok güçlü bir duygu var. Çünkü bu anıt bana savaşın ne kadar korkunç bir şey olduğunu çok güçlü bir şekilde hissettirdi.

Dönüş yolunda yine aynı dağlardan, yollardan geçtik ama bu sefer içimde farklı bir his vardı. Sanki sadece bir anıt görmemiştim; sanatın ne kadar güçlü bir anlatım aracı olabileceğini bir kez daha hatırlamıştım.

Paylaş