Varljivo leto ’68: Amansız Bir Yaz Hikâyesi

Devrim denemelerinin, öğrenci protestolarının, artan savaşların, kısacası kaosun ve özgür düşüncenin aynı anda var olduğu bir yıl: 1968. Ki filmimizin olayları da 1968’in en istikrarsız ve en kaotik olduğu döneminde, yaz mevsiminde geçiyor.

Hikâyemizin yeri Yugoslavya’nın şirin bir sahil kasabası ve de ana odağımız üç çocuklu Cvetković ailesi, daha doğrusu onların büyük erkek çocukları. Bu karışık ortamda, kahramanımız liseden yeni mezun olmuş Petar… Ancak onun tarihteki çok önemli bir yılda yaşadığından hiç haberi yok. Televizyonda sık sık protesto haberleri gösterilir ve Petar’ın babasıyla kız kardeşi de sık sık bu protestoların haklılığı konusunda kavga ederler, ancak Petar’ın umurunda bile değildir bu yaşananlar. Kendisi hayatında bir kadın olmamasından yakınmaktadır ve bunu bu yaz çözmeyi planlamaktadır. Ancak ne yaparsa yapsın başarıya ulaşamaz, ki bunda sürekli kendisinden olgun ve hatta bazılarının hayatında başkaları olan kadınlardan hoşlanmasının da etkisi vardır. Ancak Petar’ın aşk arayışı, bu konularda oldukça deneyimli olan dedesinin de yardımıyla başarıya ulaşır; ancak bu sefer de uzun zamandır takmadığı dış dünyadaki kaos bu ilişkinin sona ermesine neden olur.

Yugoslav sinemasının en sevdiğim aktörlerinden biri olan ve de Ko to tamo peva filmindeki Alman yanlısı halktan uzak entelektüel rolüyle beni benden alan Danilo Stojković, Petar’ın sert olmaya çalışan hâkim babası olarak bu filmde de döktürmüş adeta. Petar’ı oynayan Slavko Štimac da bence duyguları ve hormonları çok yüksek olan bir liseliyi çok güzel oynamış.

1984 yapımı olan ve Türkçeye “68’in Amansız Yazı” şeklinde çevrilen bu filmin, bana göre oldukça ilginç bir çıkış hikâyesi var. İlk başlarda 1980’lerin başında bir oğul, baba, dede üçlüsünün ilişkilerini konu alan bir hikâye üzerinde çalışılırken, yönetmen Goran Paskaljević’in önerisiyle konu kendisi için de çok önemli olan 1968 yılına çekilir. Bunun nedeni de 1968 yılında Prag’da tanıştığı ve bir ay boyunca Adriyatik’te beraber vakit
geçirdiği ve SSCB’nin Çekoslovakya’yı işgalinden sonra uzun bir süre görüşemediği aşkıdır… Birçok kaynakta böyle geçer. Ben açıkçası bu filmi beğendim ve isteyen herkesin de izlemesini öneririm.