Rane: Kayıp bir Ülkede Kayıp Bir Gençlik

Sokakta tanklar Hırvatistan’ı bombalamak üzere yola çıkarken, Pinki ve Švaba adlı iki arkadaş (ve sürekli hor gördükleri ve filmde de arada sırada gördüğümüz Dijabola) içlerinde yaşadıkları ülkenin her konuda çöküşünün farkında olmadan yaşamaktadırlar. Ambargolar, Milošević’in ülkeye gittikçe hâkim olması, aşırı milliyetçiliğin iyiden iyiye artması ve de suç çetelerinin sokakları yönetir hâle gelmesi, bu iki ergenin umurunda pek değildir. Daha çok dünyevi şeylerle ilgilenen gençlerin ana idolleri ise karşı komşuları, sinirlerine asla hâkim olamayan Deli Küre ve onun gibi gangsterlerdir. Deli Küre ile gangsterlerin adeta kahraman gibi çıkarıldığı bir programı izleyen bu gençler de kısa sürede suça karışırlar. Ana amaçları ün, zenginlik ve de kadınlar olan iki arkadaş, kısa sürede suç dünyasının karanlık tarafına saplanır kalırlar.

Bu filmde, Yugoslavya’nın çöküşü sırasındaki kaosu, artan suç oranlarını ve adeta yok olan bir nesli izliyoruz. Filmin kurgusu çok ilgi çekici. 1996 yılında başlayan film, kısa sürede bizi olayların başladığı 1991 yılına götürüyor. Ancak bir yandan da zamanda atlamalar görüyoruz. Bazen 1996 yılında ikisi de ağır yaralı arkadaşları görüyoruz, bazen ise onların gençlik anlarına geri dönüyoruz. Aynı şekilde, araya televizyon programları, eski film kesitleri, el kamerası kayıtları ve Belgrad’daki kaosu gösteren sahneler giriyor. Bu kaosu gösteren en iyi sahnelerden biri bir yandan ekmek almak için adeta birbirini ezen insanların gösterildiği sahne, ki bir yandan da aynı sahnede bir kişi sonunda çıldırıp bir aracı yakmaya karar veriyor.

Aynı şekilde filmdeki iki ana kahramanımızın aileleriyle de tanışıyoruz. Akli dengesizliğinden ötürü ordudan atılan ve Titoizm’den aşırı milliyetçiliğe giden Pinko’nun babası ve Švaba’nın Ustasa’dan 2. Dünya Savaşı yıllarında kaçan ve tavuklarıyla aynı dairede babaannesi, çöken Yugoslavya’daki diğer durumları anlatan önemli karakterlerden. Rane‘yi Sırbistan’ın kaotik dönemini anlamak isteyenlere öneririm.