Sanat

Ko To Tamo Peva: Ölüme Doğru Trajikomik bir Otobüs Yolculuğu

Tarih 5 Nisan 1941. Güneşli bir cumartesi sabahı, bir grup insan hiçliğin ortasında onları Belgrad’a götürecek otobüsü bekliyor. Sürekli öksüren hasta bir adam Belgrad’da şifa bulacağını umuyor, huysuz bir savaş gazisi oğluna para götürmeye gidiyor, sesi pek de güzel olmayan bir şarkıcı bir restoranda iş bulacağına inanıyor ve Alman hayranı, aksi adam ile aşırı saf […]

Yugoslavya’nın Hâlâ Susmayan Yankısı: Bijelo Dugme

Bazı müzikler dinlenmek için değil, birlikte hatırlamak için vardır. Balkan diasporasında bir masada, gecenin bir yerinde bir şarkı başlar. Önce biri mırıldanır, sonra diğeri katılır, sonra bir kimsenin mükemmel söylemediği ama ısrarla susmadığı bir koro çıkar ortaya. Bizi her yerde hâla bir araya getiren, hâlâ Yugoslavya’yı bir tutan o ses, çoğu zaman Bregovic’in elinden çıkmış

Bulgaristan’da İşçi Hareketinin Başladığı Yer: Buzluca

1891 yılının ağustos ayında, Balkan dağlarının yüksek noktalarından biri olan Hacı Dimitar Zirvesi’nde bir grup Bulgar aktivisti gizlice toplandı. Bu gizli buluşmanın nedeni, dönemin siyasi koşulları içinde örgütlenmenin zor olmasıydı. Toplantıya katılanlar, Avrupa’da yayılmakta olan sosyalist fikirlerden etkilenmişti. Amaçları, Bulgaristan’da işçi sınıfını temsil edecek bir siyasi yapı kurmaktı. Sanayileşmenin yeni yeni başladığı ülkede işçiler uzun

Iggy Pop ve Goran Bregović Aynı Şarkıda Buluşunca…

1990’ların başında çekilen Arizona Dream, yönetmen Emir Kusturica’nın en özgün işlerinden biri olarak öne çıkar. Filmin müzikleri ise Balkan müziğini modern dünyaya taşıyan Goran Bregović tarafından bestelenmiştir. Bu projede, Amerikan punk müziğinin güçlü ve kendine has sesi Iggy Pop da yer alır. Böylece farklı müzik geleneklerinden gelen iki sanatçı, aynı filmde bir araya gelerek dikkat

Valter Brani Sarajevo’ya Dair

Sinemada bazı filmler vardır; bir hikaye anlatmanın ötesinde izleyiciler için bir fikre, bir sembole dönüşür. 1972 yapımı Valter brani Sarajevo, tam da bu türden bir film. Yugoslav sinemasının en önemli savaş filmlerinden biri olarak kabul edilen bu yapım, yönetmen Hajrudin Krvavac’ın ustalıklı anlatımıyla yalnızca bir direniş hikâyesi sunmakla kalmaz; kolektif hafızanın nasıl inşa edildiğine dair

Belgrad’ın Beton Devleri: Genex ve Toblerone’a Mimari Bir Yolculuk

Belgrad’ın Beton Devleri: Genex ve Toblerone’a Mimari Bir Yolculuk Belgrad’ın siluetine uzaktan baktığınızda ilk dikkat çeken şey parlak cam kuleler ya da modern gökdelenler değildir. Aksine, gökyüzüne doğru yükselen gri, ağır ve neredeyse heykelsi beton yapılar sizi karşılar. Bu şehirde beton yalnızca bir yapı malzemesi değil; bir dönemin ruhunu, ideolojisini ve estetik anlayışını taşıyan bir

Maja Smrekar: Biyo-Sanatla İnsan Doğasını Sorgulayan Sanatçı

Sizi 1978 yılında Ljubljana’da doğan ve bugün çağdaş sanat dünyasında en çok konuşulan isimlerden biri hâline gelen Maja Smrekar‘dan bahsetmek istiyorum. Onu sadece bir heykeltıraş ya da ressam olarak tanımlamak pek mümkün değil. Çünkü Smrekar, sanatın sınırlarını zorlayan, hatta zaman zaman tamamen yeniden çizen bir “kavramsal sanatçı” ve “biyo-sanat” öncüsüdür. Ljubljana Güzel Sanatlar ve Tasarım

Rokeri s Moravu: Balkanların En Absürt Grubu

Balkan müzik tarihinde insanı en çok “Ben ne izliyorum şu an?” diye düşündüren gruplardan biri kesinlikle Rokeri s Moravu. 1970’lerin sonlarının Yugoslavya’sında başlarında köylü şapkası, altlarında İspanyol paça pantolon ve komik bıyıklarıyla televizyona çıkan bu grubun amacı dönemin müziğini tiye almaktı. Her şey 1977’de Boris Bizetić’in yaptığı bir şakayla başlamış. O dönemde müzik ya çok

Bir Köy, Bir Değirmen ve Vampirler: Leptirica (1973)

Geçen akşam Yugoslavya sinemasından 1973 yapımı Leptirica (Kelebek) isimli filmi izledim. Daha önce adını duymuştum bu filmin ama eski korku filmleri izlemeyi pek tercih etmediğim için izlemiyordum. Bu yüzden de beklentimi çok yükseltmeden izlemeyi tercih ettim. Milovan Glišić’in bir öyküsünden uyarlanan filmde genel olarak köyde geçen bir vampir hikâyesinin anlatıldığını söyleyebilirim. Olay, bir köydeki eski

Kadıköy’de Tesadüfi Bir Buluşma: Georgi Gospodinov ve Zaman Sığınağı

Birkaç ay önce Kadıköy’deki İstanbul Kitapçısı’na tamamen tesadüfen uğradığımda içeride her zamankinden fazla bir kalabalık vardı. Meğer Bulgar yazar Georgi Gospodinov’un imza günüymüş. Daha önce Doğal Roman ve Hüznün Fiziği gibi kitaplarını sağda solda görüp merak etmiştim ama o gün kitapçıda görünce ben de Zaman Sığınağı kitabını aldım ve imzalattım. Kitabı okumaya başladığımda ise neden